Duyun-u umumiye nedir ?

0
74

Düyun-u Umumiye (Düyun-u Umumiye-i Osmaniye Varidat-ı Muhassasa İdaresi),

Düyun-u Umumiye Osmanlı dış borçlarının ve bunu idâre eden birimin adı.

1881-1939 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’ nun dış borçlarını denetleyen kurumdur.

II. Abdülhamit döneminde kurulmuştur. Sözcük, “Genel Borçlar” anlamına gelir.

Duyun: Eskimiş borçlar.

Varidat: Gelirler, VARLIK

Muhassasa: Müesseseler ( FON)

“Eski anlamı ile Duyun-u umumiye-i Osmaniye Varidat-ı Muhassasa İdaresi” olan bu

Sistemin, yeni adını siz koyunuz.

Tanım olarak, Duyun-U Umumiye İdaresi, Google amcada bu şekilde anlatılıyor.

“Genel borçlar yönetimi demektir. Yakın çağda ekonomik yönden büyük bir çöküntü

yaşayan, Osmanlı İmparatorluğu, 1854 yılında (Kırım Savaşı sırasında) ilk kez dış

borçlanmaya gitmiş ve İngiltere’den borç almıştı. Osmanlı Devleti borçlarını ödeyemeyerek

1875 yılında iflasını açıkladı. Alacakları tehlikeye düşen devletler de alacaklarını birleştirip

1881 yılında Düyun-u Umumiye İdaresi’ni kurup, Osmanlı Devleti’nin gelir kaynaklarına el

koydular.

Osmanlı Devleti’nin tuz, tütün, damga, içki, balıkçılık, ipek vergileri başta, gümrük

vergileriyle, bağlı beyliklerin vergilerinin bir bölümü oluşturulan bu yönetime aktarıldı.

Sonuçta, devletin tüm ekonomik ve mali denetimi Avrupalıların eline geçmiş oldu.

Lozan Barış Antlaşması’yla birlikte bu idare kaldırılmış ve yeni Türk Devleti’nin payına

düşen, Osmanlı borçları taksitlendirilerek, Fransız Frangı olarak ödenmeye başlamıştır.

63.644.000 Fransız Frangı olan Osmanlı borçları 1954 yılında tümüyle ödenmiştir.

İlk dış borç,1854 Kırım Savaşından sonra alındı. Osmanlı Devleti, Sultan İkinci

Abdülhamîd Han, zamanına geldiğinde, ağır dış borçlar altında ezilme mevkindeydi. Akıllı

tedbirlerle belli bir zaman içerisinde bu borçlar ödenebilirdi.

Lakin 93 Harbi (1877-78) hezimeti, devleti iflasın eşiğine getirdi. Devlet, en verimli

topraklarını kaybetti. Akın akın gelen göçmenlerin sayısı bir milyona ulaştı. Bu kadar göçmeni

bir yıl içinde rahata kavuşturmak çok zordu. ( Bu gün 3.5 milyon Suriyeli göçmenin yurdumuza

gelmesi sizde bir çağrışım yapıyor mu? Bu Devletimizi ve Milletimizi zora sokmak değil midir?)

1875 yılında borçları ödeyebilmek için rüsum-ı sitte idaresi faaliyete konuldu ise de, bu

idare şekli, Avrupalı alacaklıları memnun etmedi. Neticede Tevhid-i Düyun yapılması

kararlaştırıldı. Böylece bütün dış borçlar birleştiriliyordu. Devletin bazı mallar üzerinden

aldığı gelir, bundan böyle Türkiye Maliye Nezareti tarafından değil, ancak Düyun-i Umumiye

tarafından tahsil edilecekti. Bu durum devlet içinde bağımsız ikinci bir Maliye Bakanlığı ihdas

etmek, anlamına geliyordu. Ancak, yapacak başka çare de kalmamıştı.

Düyun-ı Umumiye nin yetkisine bırakılan gelirler şunlardı: Tütün, tuz ve ipek vergi

gelirleriyle damga pulu ve balık vergileri.

Düyun-ı Umumiye nin idare meclisi 7 üyeden müteşekkil olup, bunların üyelik müddeti

5 yıl için idi. Üyelerin ikisi Türk, diğerleri de her bir alacaklı ülkeden, birer üye olmak üzere

İngiliz, Fransız, Alman, Avusturyalı ve İtalyan’dan müteşekkildi. Dış borçların tamamına yakın

bölümü İngiliz ve Fransızlara ait olduğu için, Meclis-i İdare Başkanlığı yalnız onlardan

seçile bilmekteydi. Ancak konseyi teftiş etmek üzere Türklerden meydana gelen fevkalade bir

müfettiş heyeti de bulunuyordu.

Yukarıdaki yazdıklarım Google amcadan alıntıdır. Daha geniş bilgiye Google amcadan

temin edebilirsiniz bizden bu kadar. Saygılarımla. Mehmet Kızılaslan

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz