Güliz Ayla: Bu meşakkatli yol kalıcı olmamı sağlayacak

0
124


Güliz Ayla ikinci albümü ‘Parla’yla dinleyici kitlesini gittikçe büyüttü.
Geçen albüme göre epey farklı bir Güliz karşımızda. Yeni çektiği klibini ve hayallerine kavuştuktan sonra hayatında değişenleri anlattı


Güliz Ayla, 3 yıl önce ilk röportajını bize verdiğinde yazmıştık “Bu kız patlar” diye… Öyle de oldu. Vokal yeteneklerinin yanı sıra söz yazarlığıyla bunca cover furyasında dikkat çekti. Yetmedi, tüm parçalarına kilp çekmeye karar verdi. Bu hafta Budapeşte’de ‘Yetmedi mi’ parçasına çektiği klip yayınlandı. 20 kişinin yer aldığı ekipte yönetmen Peter Hajmási, görüntü yönetmeni Tamás Papp ve Robert Maly da var. Güliz ile buluştuk, ilk röportajımızdan bu yana neler değişti onu konuştuk. HT Pazar’dan Ece Ulusum’un haberi…

Merhabalar bu haftaki konuğum Ece Ulusum. Ona çok özel sorular hazırladım!

Benden rol çalamazsın! Söyle hadi, onca şehir varken klibini neden kara kışta Budapeşte’de çektin?
Orada çok güzel bir çekim ekibi vardı. Yurtdışında hiç klip çekmedim, bunu da deneyimlemek istedim. Budapeşte’yi görmek istedim. Bir günde çekildi klip ancak çok üşüdüm. Hava – 5 dereceydi. Set arasında metro durağında bir köşeye sinip ısınmaya çalışıyordum. Zaten döndüğümde hasta oldum 2 hafta yataktan çıkamadım

Kliplerin eskisi gibi büyüsü yok, en azından televizyonlar için.
Öyle gibi ancak internette rağbet görüyor. İnsanlar izlemek istediğinde açıp izliyor.

İlk albümdeki Güliz ile ikinci albümdeki Güliz arasında ne fark var?
Daha tecrübeliyim. Yaşadığım her şeyden ders almaya baktım. Hata da yaptım elbet.

Tarz olarak da değiştin, sadelikten çıktın.
Bu sefer bir modacıyla çalıştım. O benim fikirlerimi ve albümün hikâyesini dinleyerek bir şeyler tasarladı. Bir de bizim gibi deli kadınları bilirsin, aklına eseni yapar. Hiç aklımda yokken gittim saçımı griye boyattım. İmaja döndü ama bu sıyırmaktan!

Podyuma da çıktın. Nasıl oldu?
İşimin avantajlarından biri bu, istediğin her şey olabiliyorsun. Aslında konser yapacaktım ama uzun boylu olduğumdan teklif ettiler ben de podyumda yürüdüm. Biraz asık suratlı olduğumu söylediler ama dünyaca ünlü modelleri televizyonda izliyorum, hepsi öyle.

İlk röportajını bana vermiştin ve orada da “Lady Gaga kadar uçuk olamam” demiştin. Hâlâ aynı mı düşünüyorsun?
İlk zamanlar hanım hanımcıktım. (Gülüyor.) Özgüvenim arttı sanırım. İnsan büyüyor, kafa değişiyor. Lady Gaga kadar uçuk olamam ama gittikçe ona yaklaşıyorum galiba.

‘ÖYLE YAPARSAM BİTERİM’
Diane Keaton, “Çok istediğin bir şeyin gerçekleşmesi cezadır” der. Hayali gerçekleşen biri olarak sen ne dersin?
Gerçekten de öyle. İstediğin şeyi yapıyorsun ve bitiyor. Kendine yeni bir hayal bulman gerekiyor. Bunu tekrar tekrar yapmak… Umutla yaşamak başka bir şey. Bu süreçte yaptığın işte de özgünlüğünü kaybetmemen gerek. Sürekli arayıştayım.

Geçen haftalarda sonu gelmeyen saygı-cover ve düet albümü furyasını yazdım. Sen onlardan değilsin üstelik şarkılarını kendin yazıyorsun. Bu istikrarının altında ne var?
Kendi şarkı ve bestelerini yazıp seslendiren biriyim. İşimi iyi yaptığımı düşünüyorum özellikle şarkıcı olarak. Risk alabiliyorum bir de. Malum albüm yapmak artık risk. Çok planlı biri değilim. Bunun zararları da oldu, faydaları da… Bu bir iş, ticari yanı var ama müzisyen tarafımı ezmesine izin vermemem gerek. Öyle yaparsam biterim.

Müzikteki hızlı tüketim kalıcı işleri çok baltalıyor. Sen ne dersin?
Bu benim de kafamı yorduğum bir şey. Ancak ben kalıcı olacağımı düşünüyorum. Çünkü yanlış işler yapmam için kışkırtmaya çalışsalar da yapmıyorum. Yıllardır sahnelerdeyim, ondan bazı şeylere tokum. Meşakkatli ve uzun bir yol seçtim ama bu kalıcı olmamı sağlayacak.

Sırada neler var?
Yeni klip çekmek istiyorum. Üçüncü albüm için şarkılar yazıyorum.

‘NEZAKETİMLE DÖVÜYORUM!’
Ünlüler hiç tanışmasalar da tanıyormuş gibi davranıyorlar. Öyle mi?
Evet gerçekten bir anda mevzuya giriliyor. Hiç tanımadığın bir ünlü görüyorsun direkt “Aa n’aber?” diye konuşmaya başlıyorsun. Sen onu biliyorsun, e o da seni biliyor. Nedenini bilmiyorum.

Bülent Ersoy’la selfie’lerini gördüm.
Bir arkadaşımın doğum günüydü, onun da geleceğini öğrendim. Tanışmak istedim. Başta çok korktum, çekindim. Herkesi fırçaladığını görüyorum. Yanına oturdum, beni tanımıyor elbette. Sohbet ettik. Masada bir kadın vardı bana “Demek şarkıcısınız, öyleyse bir şarkı söyleyin” dedi saldırgan bir ifadeyle. Bülent Hanım hemen “Olur mu öyle şey, her istendiğinde şarkı söylenir mi? Ne ayıp” dedi, beni korudu. Çok mutlu oldum açıkçası… O olmasaydı yine nezaketle cevap verirdim. Böyle yapanları nezaketimle dövüyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz